İşyerinin Devrinde İşverenlerin Hukuki Sorumlulukları

Muvazzaf Askerlik Nedeniyle Fesih

Muvazzaf askerlik, 1111 sayılı Askerlik Kanunu ve Anayasa gere­ğince Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan her erkeğin zorunlu olarak yapması gereken askerlik hizmetidir. Bir vatandaşlık ödevi olan muvazzaf askerlik hizmetini yapmaya gidecek olan işçinin bunu gerekçe göstererek iş sözleşmesini feshetmesi durumunda, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/1-2 maddesi gereğince kendisine kıdem tazmina­tı ödenmesi gerekir. Muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyle kıdem tazmi­natına hak kazanmada askerliğin yedek subay, kısa/uzun dönem er veya bedelli şeklinde yapılmasında herhangi fark bulunmamaktadır. Yargıtay bir Kararı’nda dört aylık askerlik süresinin de muvazzaf askerlikten sayı­lacağına hükmetmiştir.

İş akdinin işçi tarafından muvazzaf askerlik gerekçe gösterilmek su­retiyle feshedilmesi ancak aradan uzun bir süre geçmesine karşın askere gitmemiş olması durumuyla ilgili Yargıtay vermiş olduğu bir kararda “Davacının işyerinden ayrıldıktan 14 ay sonra askere gittiği anlaşılmak­tadır. Aradan geçen bu uzun süre dikkate alındığında, iş akdinin muvazzaf askerlik nedeniyle bozulduğunun kabulü mümkün değildir”. Buna karşılık, işçinin iş akdini feshettikten 3 ay hatta 5,5 ay sonra askere gitmesi durumunda sözleşmenin muvazzaf askerlik nedeniyle feshedil­diği yüksek mahkeme tarafından kararlaştırılmıştır. Yargıtay kararla­rından çıkarılabilecek sonuç, işçinin kendi elinde olmayan nedenlerle askere gitmesi gecikmiş ise kıdem tazminatına hak kazanacağı yönün­dedir.

İş Kanununun 31. Maddesinde muvazzaf askerli ödevi dışında ma­nevra veya başka bir nedenle silah altına alman ve bu nedenle işinden ayrılan işçinin iş akdi 60-90 gün askıya alınmış kabul edilir. Askı halinde iş akdi feshedilmediğinden işçinin kıdem tazminatına hak kazanamaya­cağı açıktır. İş Kanunu’nun 31, maddesinde muvazzaf askerlik hizmeti dışında yapılan askerlik hizmetine ilişkin düzenleme yer almaktadır. Madde hükümlerine göre bu haktan faydalanmak için aşağıdaki şartla­rın yerine gelmiş olması gerekmektedir.

a- Muvazzaf askerlik ödevi dışında manevra veya herhangi bir se­beple silah altına alınma nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi,

b- Herhangi bir kanundan doğan çalışma ödevi nedeniyle sözleş­menin feshedilmesi,

c- En az o işte bir yıl çalışmış olması (bir yıldan çok çalışmaya karşı­lık her fazla yıl için ayrıca iki gün eklenecek ancak bu sürenin tamamı doksan günü geçemeyecektir)

koşullarıyla işçinin sözleşmesi, ayrıldığı günden itibaren iki ay son­ra işveren tarafından feshedilmiş sayılacaktır.

İş sözleşmesinin feshedilmiş sayılabilmesi için beklenilmesi gereken süre içinde işçiye ücret ödenmeyecektir. Ancak özel kanunların bu hu­sustaki hükümleri saklı tutulmuştur. Bu süre içinde iş sözleşmesinin Kanun’dan doğan başka bir sebebe dayanılarak işveren veya işçi tarafın­dan feshedildiği öteki tarafa bildirilmiş olsa bile, fesih için Kanunun gös­terdiği süre bu sürenin bitiminden sonra işlemeye başlayacaktır. Ancak iş sözleşmesi belirli süreli olarak yapılmış ve sözleşme yukarıda yazılı süre içinde kendiliğinden sona eriyorsa bu madde hükümleri uygulan­mayacaktır.

Askerlik Dönüşü Aynı İş Yerinde Tekrar Çalışma

Herhangi bir askeri ve kanuni ödev dolayısıyla işinden ayrılan işçi­ler bu ödevlerinin bitiminden itibaren en geç 2 ay içinde işe girmek iste­dikleri takdirde işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye üç aylık ücret tutarında tazminat ödeyecektir.

İş sözleşmesinin işçinin malullük, yaşlılık aylığı almaya hak kazan­ması nedeniyle işçi tarafından sona erdirilmesinin dışında, iş sözleşmesi kıdem tazminatına hak kazandıran bir sebeple sona erse bile askerlik borçlanması süresi kıdem tazminatında dikkate alınmaz. Yani örneğin askerliğini borçlanmış bile olsa bir kamu kesimi işçisi eğer kıdem tazmi­natına hak kazanacak bir durumdayken ölmesi halinde yapılacak kıdem tazminatı hesabına borçlanmış olduğu askerlik hizmet süresi dikkate alınmaz. Çünkü muvazzaf askerlikte geçen sürenin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınabilmesi için gereken “hizmet akdinin yaşlılık veya malûllük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazandığından bahis­le işçinin hizmet sözleşmesini feshetmiş olması” şartı yerine gelmemiş olmaktadır.

Yargıtay’a göre, malullük, yaşlılık aylığı almak amacıyla iş sözleş­mesini sona erdiren işçi özel kesimde çalışıyorsa sosyal sigorta açısından yaptığı muvazzaf askerlik hizmeti borçlanması kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmayacak, işçi kamu kesiminde çalışıyorsa bu süreler dikkate alınacaktır.

Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre yaşlılık aylığı nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanan kamu işçisinin askerlik hizmetinin iş ilişkisinin kurulmasından Önce veya sonra yapılmış olmasına bakılmaksızın, Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre borçlanılan bu süre için kıdem tazminatı he­sabında dikkate alınır.

Yargıtay bu görüşüyle askerlik hizmetinin görüldüğü tüzel kişi olan devletle kamu işyerlerinin sahibi olan devleti birleştirmiş ve kamu işyer­lerinde çalışan işçinin askerlik hizmetini ister iş sözleşmesinden önce yapsın ister iş sözleşmesinin başlamasından sonra yapsın işi görülen tüzel kişi hükmünde devleti yani bir tüzel kişiyi görmüş olmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir