SEO
SEO Nedir
SEO Paketleri
Pendik Halı Yıkama
Güzelyalı Halı Yıkama
Gebze Halı Yıkama
Tuzla Halı Yıkama
Çayırova Halı Yıkama
Sepetli Vinç Kiralama
Hasta Yatağı Kiralama
Kiralık Hasta Yatakları
Aile malları ortaklığı

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi

MADDE 121- (1) Kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukukî bir neden olmaksızın kabul edilmemesi hâlinde, fail hakkında altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur.

Söz konusu suç tanımıyla, dilekçe hakkının kullanılmasının güvence altına alınması amaçlanmıştır. Anayasamızda da düzenlenen dilekçe hakkı, sübjektif bir kamusal haktır.

Anayasa’nın 74. maddesinin 1. fıkrası uyarınca “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.” Aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, “Bu hakkın kullanılma biçimi kanunla düzenlenir.” Nitekim, dilekçe hak­kının kullanılması 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ile düzenlenmiştir. 3071 sayılı Kanunun 1. maddesi hükmüne göre “Kanunun amacı, Türk vatandaşlarının ve Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma haklarının kullanılma biçimini düzenlemektir.”

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Maddi Öğesi

Suçun faili kamu görevlisidir. Kamu görevlisi olmayan bir kimse, suça iştirak etmesi nedeniyle sorumlu tutulabilir. Ancak, kamu görevlisi tarafından işlenebilen bir özgü suç olan dilekçenin kabul edilmemesi eylemine iştirak eden diğer kişiler YTCK’nın 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilirler.

Suçun mağduru herkes olabilir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Konusu

Suçun konusu dilekçedir. Dilekçe, kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına yazılı olarak yaptığı başvuruyu ifade etmektedir. Kamu makamlarına yöneltilen talebin sözlü olması da mümkündür. Örneğin bir suç vakıasına ilişkin ihbar veya şikâyetin sözlü olarak yapılması hâlinde, bunun tutanağa geçirilmesi gerekmektedir. Salt sözlü başvurunun kabul edilmemesi, söz konusu suçu oluşturmayacaktır. Ancak, başvurunun yazılı yapılması hâlinde, bunun hukukî bir neden olmaksızın kabul edilmemesi, söz konusu suçu oluş­turacaktır. Bu ayırımın yapılmasının nedeni, ispat sorunlarının önüne geçmek­tir.

Dilekçede bulunması zorunlu öğeler 3071 sayılı Kanunun 4. maddesinde belir­tilmiştir. Bu maddeye göre Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerde, dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur. 3071 sayılı Kanunun 6. maddesi hükmüne göre, Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerden:

  1. Belli bir konuyu ihtiva etmeyenler,
  2. Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olanlar,
  3. 4’üncü maddede gösterilen şartlardan herhangi birini taşımayanlar,

İncelenemezler.

3071 sayılı Kanunun 4. ve 6. maddesine uygun olmayan dilekçeler ile sadece sözlü olarak yapılan başvurunun kabul edilmemiş olması halinde maddede yer alan suç oluşmayacaktır.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Hareketi

Suç, kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukukî bir neden olmaksızın kabul edilmemesi ile oluşur.

3071 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca “Türk vatandaşları kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler. Türkiye’de ikamet eden yabancılar karşılıklılık esası gözetilmek ve dilekçelerinin Türkçe yazılması kaydıyla bu haktan yararlanabilirler.”

Suçun oluşması için dilekçenin yetkili kamu makamına verilmiş olması gerek­lidir. Dilekçe, konusuyla ilgili olmayan bir idari makama verilmesi durumunda, bu makam tarafından yetkili idari makama gönderilir ve aynca dilekçe sahibine de bilgi verilir. Dilekçenin verildiği makamın, kendisiyle ilgili olmadığı alınmaması suç oluşturmaz.
Süreli işlemlerde, dilekçenin süresinde verilmesine rağmen, kabulünün gecikti­rilmesi hâlinde de suç oluşur.

Türk vatandaşlarının ve Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileri ve ka­mu ile ilgili dilek ve şikayetleri konusunda yetkili makamlara yaptıkları başvurula­rın sonucu veya yapılmakta olan işlemin safahatı hakkında dilekçe sahiplerine en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak cevap verilir. İşlem safahatının duyurulması halinde alman sonuç ayrıca bildirilir. Yetkili makamlara yapılan başvuruların sonucu veya yapılmakta olan işlemin safahatı hakkında dilekçe sahiplerine bilgi verilmemesi TCK’nm 121. maddede öngörülen suçu değil, 257. maddesinde dü­zenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabilir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Manevi Öğesi

Suç doğrudan kastla işlenebilir. Failin, hukuki bir neden olmaksızın bir kimse­nin yetkili makama vermiş olduğu dilekçeyi bilerek ve isteyerek kabul etmemesi halinde kasten hareket ettiğinin kabulü gerekir.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Yaptırımı

Dilekçe hakkının kullanılmasını engelleme suçunun işlenmesi hâlinde fail hak­kında, altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur.

Maddenin uygulanmasında hapis cezası öngörülmüştür. Hakim cezanın alt sı­nırı belirlenmemiş olduğundan TCK’nm 49/1. madde uyarınca süreli hapis cezala­rında bir başka şekilde öngörülmemişse alt sınır bir ay olarak kabul edilmek üzere üst sınır olan altı aya kadar bir hapis cezasına hükmedebilecektir. 49/2. madde uya­rınca kısa süreli hapis cezası olarak öngörüldüğünden hakimin takdir edeceği cezayı TCK’nın 50/1. maddesi uyarınca adli para cezası ya da diğer seçenek yaptırımlar­dan birine çevirmesi olanaklıdır. Bu durumda TCK’nm 52/2. maddesinde öngörü­len para miktarları arasında belirleyeceği bir değer üzerinden adli para hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.

Hakimin hapis cezasını alt sınırdan bir başka deyişle bir ay olarak belirlemesi durumunda TCK’nın 50/3. fıkrası uyarınca daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının, 50/1. maddede öngörülen adli para cezası veya diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur.

Adli para cezasının ya da diğer seçenek yaptırımların ertelenmesi, TCK’nm 51. maddesi hükmü uyarınca olanaklı değildir. Ayrıca adli para cezasına hükmolunması durumunda failin TCK’nın 53. maddesi hükmü uyarınca belli haklardan yoksun bırakılma olanağı da bulunmamaktadır. Hapis cezasına hükmolunması halinde ise 53. maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları fail, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanamayacaktır.

Hakim, kararında 53. maddede öngörülen hak yoksunluğunu da hükme bağlamalıdır.

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Kovuşturma Ve Görevli Mahkeme

Suçun kovuşturulması şikayet koşuluna bağlı değildir. Soruşturma ve kovuş­turma işlemleri doğrudan doğruya C. Savcılığı tarafından yapılır.

Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 10. maddesi uyarınca yargılamayı yapmakla görevli mahkeme sulh ceza mahkemesidir.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...