Sigorta Bedelinin Ödenmemesi

Haksız İhtiyati Haciz Kararı

T.C YARGITAY

11.Hukuk Dairesi

Esas: 1999 / 9140

Karar: 2000 / 43

Karar Tarihi: 17.01.2000

ÖZET: Somut olay, haksız ihtiyati haciz kararı alınıp uygulanmasından kaynaklanan tazminat davasıdır. Davalı tarafça, davacı aleyhine alınan ihtiyati haciz kararının haksız olduğu hususu kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabittir. Alınan ihtiyati haciz kararı  infaz edilmiş ve davacıya ait bir kısım ilaçlar fiilen haczedilerek yediemine teslim edilmiştir. Ayrıca ihtiyati haciz kararına istinaden davacının muhtelif bankalarda hesaplarına haciz konulması istenmiştir. Haksız olduğu sabit olan ihtiyati haciz kararı infaz edilmek suretiyle aleniyet kazanmış ve bu şekilde davacı şirketin ticari itibarı zedelenmiştir. Bu nedenle mahkemece, davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.(818 S. K. m. 49) (6762 S. K. m. 599, 730)

Manevi Tazminat Davası

Dava: Taraflar arasındaki davanın Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 14.09.1999 tarih ve 1999/212 – 1999/390 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Karar: Davacı vekili, davalının müvekkil aleyhine çeke dayanarak aldığı ihtiyati haciz kararını infaz ettirip mallarını haczettirdiğini ancak alınan ihtiyati haciz kararının haksız olduğunu, durumun menfi tesbit davası ile sabit olduğunu ileri sürerek, muhafaza alınan ilaçların satılamamasından kaynaklanan kazanç kaybı ile % 15 teminat faizi kararı olmak üzere 350.000.000.- lira maddi 2.500.000.000.- lira manevi tazminatın % 70 ticari faiz ve % 40 tazminat ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Zamanaşımı Süresinin Tespiti

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz’ce bozulmuştur.

Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, haksız ihtiyati hacizden dolayı sorumluluğun kusursuz sorumluluk olduğu, davacı tarafça itiraz edilmeyen bilirkişi raporunda davacının zararının 65.070.000.- lira olduğu, menfi tesbit davasının yargılaması sırasında dinlenen tanıkların, davaya konu çeklerin hamiline olarak düzenlendiğini ve Ömer Bilgiç tarafından ciro edilmeksizin davalıya verildiği, TTK.nun 730/4 yollamasıyla TTK.nun 599. maddesi gereğince davacı borçlunun lehdar M. Nevzat ile kendi aralarındaki mevcut def’ileri son hamil Hitit AŞ.’ne karşı ileri süremeyeceği, meğer ki son hamil davalının çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması gerektiği, bu konuda delil sunulmadığı bu nedenle de BK.nun 49. maddesinde açıklanan manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı gibi, alacağın likit olmaması nedeniyle inkar teminatı istemininde yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 65.070.000.- lira maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlaçların Haczedilerek Yediemine Teslim Edilmesi

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, haksız ihtiyati haciz kararı alınıp uygulanmasından kaynaklanan tazminat davasıdır. Davacının manevi tazminat istemi BK.nun 49. maddesinde açıklanan koşullar oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Davalı tarafça, davacı aleyhine alınan ihtiyati haciz kararının haksız olduğu hususu kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabittir. Alınan ihtiyati haciz kararı 17.05.1994 tarihinde infaz edilmiş ve davacıya ait bir kısım ilaçlar fiilen haczedilerek yediemine teslim edilmiştir. Ayrıca 16.05.1994 tarihli ihtiyati haciz kararına istinaden davacının muhtelif bankalarda hesaplarına haciz konulması istenmiştir. Haksız olduğu sabit olan ihtiyati haciz kararı infaz edilmek suretiyle aleniyet kazanmış ve bu şekilde davacı şirketin ticari itibarı zedelenmiştir. O halde mahkemece, davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmetmek gerekir iken, yazılı gerekçeyle bu istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

 Şirketin Ticari İtibarının Zedelenmesi

2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediğine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.01.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir