İtirazın İptali Davası

T.C YARGITAY

13.Hukuk Dairesi

Esas: 1999 / 8653

Karar: 2000 / 122

Karar Tarihi: 02.01.2000

ÖZET: Katma değer vergisi Kanununa göre KDV’nin mükellefi ve sorumlusu, alıcı veya müşteri değil, malı teslim eden veya hizmeti görendir. Satıcı maliyeye ödediği katma değer vergisini alıcı adına değil, kendi adına ödediğinden, bunu alıcıya rücu edemez. Ancak satış sırasında ve paranın ödenmesinden önce düzenlenen belgede, KDV’nin satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi ve alıcının da kabul etmesi halinde, satıcı bu vergiyi hesaplayarak alıcıdan satış bedeli ile birlikte ayrıca tahsil edebilir. Alıcı bunu kabul etmezse, doğaldır ki satıcı malını satmayabilir. Aksi halde, yani satış bedelini tahsil ederken ayrıca KDV talep etmemiş ise, sonradan bu vergiyi alıcıdan talep edemez. Dava konusu olayda davacı, taşınmazın satış bedelini aldıktan ve böylece davalı ile aralarındaki hukuki ilişki sona erdikten sonra, ödediği KDV’ yi alıcıdan talep etmekte olup, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde bu talebin hukuki dayanak bulunmamaktadır.

(818 S. K. m. 41) (3065 S. K. m. 8, 9)

Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı, davacı avukatı tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü.

Alacak Davası

Karar: Davacı, ihale yoluyla davalıya taşınmaz sattığını, yapılan satış işleminin 3065 Sayılı Yasa kapsamında bulunmadığı zannıyla davalıdan KDV tahsil etmediğini, sonradan mülkiyet müfettişlerinin bu durumu saptayıp Defterdarlığa bildirmeleri üzerine vergi dairesinin kendisi aleyhine takibata başladığını, şartnameye göre KDV’den davalı alıcının sorumlu bulunduğunu, istenildiği halde davalının ödemediğini ileri sürerek, asıl ve birleştirilen davalarda, vergi dairesine ödediği toplam 28.848.750.000 TL. nin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, satış ilanında ve encümen kararında KDV’nin alıcıya ait olacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, o nedenle KDV’den sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, yapılan satış işleminin KDV’ ye tabi olduğu, ancak, davalının kusur cezası ve onun gecikme zammından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, asıl ve birleştirilen davalarda toplam 24.273.900.000 TL. nin ödetilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

Katma Değer Vergisinin Mükellefi Ve Sorumlusunun Malı Teslim Eden Veya Hizmeti Görende Olması Gereği

2- Davalının temyiz itirazlarına gelince: Davacı idarenin, ihale yoluyla davalıya taşınmaz sattığı, işlemin Katma Değer Vergisine (KDV) tabi bulunmadığı düşüncesiyle satış bedelini alırken davalıdan bunu tahsil etmediği, bilahare mülkiye müfettişlerinin bildirimi üzerine vergi dairesinin takibata geçmesi nedeniyle uyuşmazlık konusu parayı davalıdan istediği, ödenmeyince asıl davayı; onun yargılaması sırasında yaptığı ödemeler çerçevesinde de birleştirilen davaları açtığı anlaşılmaktadır. Satış bedelini alırken, davalıdan KDV istememiş olduğu davacının kabulündedir. Hemen belirtilmelidir ki, 3065 sayılı yasaya göre KDV’nin mükellefi ve sorumlusu, alıcı veya müşteri değil, malı teslim eden veya hizmeti görendir. (madde 8 ve 9) Satıcı maliyeye ödediği katma değer vergisini alıcı adına değil, kendi adına ödediğinden,bunu alıcıya rücu edemez. Ancak satış sırasında ve paranın ödenmesinden önce düzenlenen belgede, KDV’nin satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi ve alıcının da kabul etmesi halinde, satıcı bu vergiyi hesaplayarak alıcıdan satış bedeli ile birlikte ayrıca tahsil edebilir. Alıcı bunu kabul etmezse, doğaldır ki satıcı malını satmayabilir. Aksi halde, yani satış bedelini tahsil ederken ayrıca KDV talep etmemiş ise, sonradan bu vergiyi alıcıdan talep edemez. Dava konusu olayda davacı, taşınmazın satış bedelini aldıktan ve böylece davalı ile aralarındaki hukuki ilişki sona erdikten sonra, ödediği KDV’ yi alıcıdan talep etmekte olup, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde bu talebin hukuki dayanak bulunmamaktadır. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Sonuç: Yukarıda birinci bent gereğince davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın ikinci bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 02.01.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir