İşyerinin Devrinde İşverenlerin Hukuki Sorumlulukları

Kıdem Tazminatı Zamanaşımı

Zamanın geçmesiyle haklar bakımından çeşitli şekilde etkiler ortaya çıkar. Bazen zamanın geçmesiyle bir kimsenin bir ayni hak kazanması mümkün olur; bazen de zamanın geçmesiyle bir hakkın sona ermesi söz konusu olur. Zamanaşımı olarak ifade edilecek bu durum farklı kanun­larda farklı sürelerle tayin edilmiştir.

Uzun yıllar istenmeyen bir alacağın ödenmiş olmasının kuvvetle muhtemel olması, çok eski olayların ispat edilmesinin zor olması, mah­kemelerin çoğu zaman reddedilecek olaylarla boş yere meşgul edilme­mesi gibi düşüncelerle zamanaşımı kabul edilmiştir.

Toplumsal barış ve kamu yararı uğruna alacaklının uzun süre hare­ketsiz kalması önlenmek istenmiştir.

Zamanaşımının Hukuki Niteliği

Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzün­den dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini’ ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme” özelliğini ortadan kaldırır.

Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir.

Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tek­niği bakımından, tümü ihlal ya da inkar olunan hakkın ancak bir bölü­münün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, za­manaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.

Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir haklan istenmesini ortadan kaldı­ran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargı­lamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz.

Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada Öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp istenmesini, önleyen bir savunma ol­gusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, iste­min konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.

İşte bundan dolayı, yasalarda öngörülen zamanaşımı sürelerinin iş­lemeye başlayabilmesi için öncelikle talep konusu hakkın istenebilir bir konuma, duruma gelmesi gerekmektedir. Yasalarda hakkın istenebilir konumuna, diğer bir anlatımla yerine getirilmesinin gerektiği güne, ödeme günü denmektedir. Bir hak, var olsa bile, o hakkın istenmesi için gerekli koşullar gerçekleşmedikçe istenemez.

Bilindiği gibi zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanıl­maması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkı­nı sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği” ni ortadan kaldırır.

Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir.

Zamanaşımı ve Savunmanın Genişletilmesi

Genel olarak savunma nedenlerinin ve bu arada zamanaşımı sa­vunmasının esasa cevap süresi içinde bildirilmesi gereklidir. Ancak, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere; savunma nedenlerinin ve savunma nedenlerinden olan zamanaşımının yasanın Öngördüğü cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülmesi, diğer bir ifade ile (savunmanın genişletilmesi), bazı kayıt ve şartlarla mümkündür (HUMK. 202/11). Bu tek şart, savunmanın genişletilmesine karşı tarafın (hasmın) muvafakati­dir. Eğer karşı taraf savunmanın genişletilmesine muvafakat etmez ve dolayısıyla (savunmanın genişletildiği) yollu bir itirazda bulunursa, o takdirde ancak mahkemenin ileri sürülen savunma nedenlerini (bu ara­da zamanaşımı savunmasını) incelemesi olanağı yoktur; bu durumda ise mahkeme hemen savunma nedenlerini reddetmelidir. Usulün 202. 187. ve 188. maddelerinin birlikte incelemesinden çıkan sonuç budur. Özetle belirtmek gerekirse, savunmanın genişletildiği itirazı ile karşılaşılmadığı sürece zamanaşımı savunmasının geç ileri sürülmesi, incelenmesine en­gel değildir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir