İşyerinin Devrinde İşverenlerin Hukuki Sorumlulukları

Kıdem Tazminatının Hesaplanması

İş Kanununun 14. Maddesinin 9. Fıkrasına göre kıdem tazminatı iş­çinin son brüt ücreti üzerinden hesaplanır. O halde, kıdem tazminatı, işçinin fiilen eline geçen ücret üzerinden değil, sigorta primi, vergi, sen­dika aidatı gibi kesintiler yapılmaksızın gerçekleşen son brüt ücreti göz önünde tutularak hesaplanır.

Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde İş Kanu­nunun 32. maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan prim değişkenlik gösterse de, kı­dem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlen­dirilmelidir.

Yargıtay kararlarında, ücret dışındaki para veya para ile ölçülebilen menfaatlerin tazminata yansıtılmasında son bir yıl içinde yapılan ödeme­ler toplamının 365’e bölünmesi suretiyle bir güne düşen miktarın belir­leneceği kabul edilmektedir. Dönemsel bir niteliği olmayan parasal haklar bakımından yıl içinde yapılan ödemelerin 365 güne bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutarın belirlenmesi yerindedir. Ancak yıl içinde düzenli ve belirli periyotlarla ödenen parasal haklar bakımından ise, kıdem tazminatının son ücrete göre hesaplanması gerektiği gerçeğine daha uygun bir çözümdür. Gerçekten işçinin son ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplandığına ve yıl içinde artmış olan ücretlerin ortalaması alınmadığına göre ücretin ekleri bakımından da benzer bir çözümün aranmalıdır. Örneğin işçinin yıl içinde aldığı 3 ikramiyenin eski ücretten olması sebebiyle daha az olması ve fakat son ikramiyenin işçinin son ücreti üzerinden ödenmesi halinde tazminata esas ücretin tespitinde dikkate alınması gereken ikramiye de bu son ikramiye olmalıdır. Hesap­lamanın, son dilim ikramiyenin ait olduğu dönemdeki gün sayısına bö­lünerek yapılması hakkaniyete de uygundur. Daha somut bir ifadeyle, yılda 4 ikramiye ödemesinin olması durumunda her bir ikramiye 3 aylık bir dönem için uygulanmaktadır. İşçinin artmış olan ikramiyesinin ait olduğu bu 90 güne bölünmesi halinde bir güne düşen ikramiye tutan, kıdem tazminatının son ücretten hesaplanacağı şeklinde yasal kural ile daha uyumlu şekilde belirlenebilecektir. Aynı uygulamayı yol ve yemek yardımı gibi ödemeler için de yapmak olanaklıdır, işçiye aylık olarak yapıldığı varsayılan bu gibi ödemelerin son ay için ödenen kısmının 30 güne bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutar tespit olunabilir. Buna göre periyodik olarak ödenen ve yıl içinde artmış olan parasal haklar yönünden son dönem ödemesinin ait olduğu dilim günlerine bölünmesi ile tazminata esas ücrete yansıtılacak tutar daha doğru biçimde belirle­nebilecektir. Nitekim Yargıtay bir kararında, yemek yardımı olarak son bir ayda işçiye yapılan ödemelerin 30′ a bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutarının belirlenebileceğini kabul etmiştir. Yargıtay’ ın 2008 yı­lında vermiş olduğu kararlar da bu yöndedir.

Gelir vergisi kanunu madde 25/VII ye göre iş kanunu ve deniz iş kanununa göre ödenen kıdem tazminatından gelir vergisi kesilmez. Ba­sın iş kuruluna göre ödenen kıdem tazminatının ise 24 aylığı aşmayan miktarı vergi dışıdır. Kıdem tazminatı hesaplanırken, önce kıdem süre­sini hesaplamak gerekir. Bunun için, kıdemin sonu olan tarihten, kıde­min başlangıcı olan tarih çıkartılır. Arada kıdeme dahil olmayan, mesela, makul süreyi aşan hastalık izinleri, grev veya lokavtta geçen süreler var­sa, bunlar kıdem süresinden düşülür.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir